Google Türkiye’nin düzenlemiş olduğu, Internet Reklamcılığı semineri oldukça eğlenceli ve eğitici geçti. Tüm Google Türkiye çalışanlarına gösterdikleri yakın ilgiden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.
Kısa kısa Google Internet Reklamcılığı Semineri;
Google Türkiye’nin düzenlemiş olduğu, Internet Reklamcılığı semineri oldukça eğlenceli ve eğitici geçti. Tüm Google Türkiye çalışanlarına gösterdikleri yakın ilgiden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.
Kısa kısa Google Internet Reklamcılığı Semineri;
Google servisleri kullanarak, tıklamaları daha verimli hale nasıl getirebiliriz ile ilgili sunumum.
Ağlamayan bebeğe emzik vermezler şeklinde güzel bir atasözü vardır, bu atasözü internet içinde geçerlidir. Sosyal mecralarda dikkatleri en çok üzerlerine toplayanlar, en yüksek sesle bağıran kızgın blogcular, tweetçiler ve bulduğu her ortamda sizi eleştiren kızgın yorumculardır. Müşteri memnuniyeti konusunda cesur olan, bize telefon eden, bize yazan ve bizi protesto eden müşteriler üzerinde çok düşünüyoruz fakat aslında bu kitle pazarımızın çok küçük bir kısmını temsil eder.
Çoğu insan sizin veya markanız hakkında size doğrudan bir şeyler söylemez, fakat dinlememiz gerekenler ise bu gruba dahil olan kişilerdir. Siz öfkeli azınlığı sakinleştirmekle meşgulken müşterilerinizin çok daha fazlası biraz memnuniyetsiz olabilir, belki de yalnızca hizmetinizin seviyesini veya ürününüzün kalitesini hoşgörüyle karşılıyorlardır. Onları kaybetmeniz için yeterli sıkıntıya girmemişlerdir(Henüz), ama rakiplerinizin onları kolayca kazanabileceği zayıf bir durumdadırlar.
İnsan doğası gereği kavgacı bir yapıya sahip değildir, fakat paralarını başka bir yere harcayarak size olan tavırlarını gösterebilirler, giderken size güle güle bile demezler. Twitter ve Facebook başta olmak üzere bu tip sosyal ağlar, müşterilerin gayriresmi bir ortamda memnuniyetsizliklerini, şikayet ve eleştirilerini yazmalarına olanak sağlar, bu da sizin daha az cesur olan müşterilerinize ulaşmanızı sağlar.
Bu olayın tam tersi içinde aynı şey geçerlidir, cesur olarak adlandırdığımız bir müşteriniz şirketiniz hakkında olumlu bir yorumda da bulunabilir. Sosyal Medya, daha ılımlı olan bu övgülerin, ürününüzü veya hizmetinizi geliştirmek için sunulan önerilerle birlikte şirketinize düzenli bir şekilde ulaşmasını sağlar.
Sosyal Medya’da daha önce hiç bir mecrada olmadığı kadar tüketicinin gündelik alışkanlıklarını, ruh hallerini ve satın alma tecrübelerini inceleme fırsatı buluyoruz, iyi bir analiz ile hem müşteri memnuniyetini kolaylıkla arttırabilir hem de satış hedeflerimizi arttırabiliriz.
Geçtiğimiz yıllarda soğuk bir kış gecesi Amy Ravit Korin dışarıdan birkaç pizza söylemeye karar verdi, Amy sipariş vermek için Dominos’u seçti ve sipariş kanalı olarak ise interneti kullandı. Siparişi esnasında tek bir insanla bile dialoga girmeden sipariş işlemini gerçekleştirdi.
Siparişinizi internet üzerinden yani yazılı olarak verdiğinizde yanlış anlaşılma gibi olasılıkları ortadan kaldırmış olacağınızı düşünebilirsiniz, fakat Amy’nin siparişi hem yanlış gelmiş hem de 1 saatten fazla sürede eline ulaşmış yani geç kalmıştı. Sosyal Medya danışmanı ve meraklısı olan Amy, yaşadığı deneyimi takipçilerinle paylaşmak için Twitter’a girdi.
Amy, kısa bir süre sonra Chigaco bölgesinde pek çok Dominos şubesinin sahibi olan Ramon De Leon’dan bir tweet aldı. De Leon, Amy’nin tweetini anlayışla kabul etti ve durumu düzeltmeye söz verdi. Bu sözün üzerine Amy yanlış gelen pizzanın yerine yeni bir pizza bekliyordu, fakat aynı gün içerisinde eline pizza veya hediye kuponu geçmeyince olayın sonlandırıldığını zannediyordu.
Ertesi gün uyandığında, siparişi verdiği şubenin müdürü Junior’un ve Ramon’un kendisi için bir video hazırladığını gördü, videoda her iki işletme temsilcisi de olanlar için özür diliyordu, hataları için hiç bir bahane üretmeye çalışmadıkları gibi, yardımcı olmak istediklerinin coşkusunu çok net bir biçimde yansıtıyorlardı. Amy videoyu gördüğünde çok şaşırmıştı. Amy’nin 1 milyon takipçisi yoktu veya ünlü bir isim değildi, sadece memnuniyetsiz bir müşteriydi. Buradaki anahtar kelime müşteri-ydi.
Amy videoyu izledikten sonra, başkalarına da iletti ve birden popüler bir video haline geldi, videoyu 100.000′den fazla kişi izledi. Videonun bu kadar çok izlenmesinin sebeplerinden biri, şirketlerin hatalarını kabul etmelerinin çok nadir görülen bir şey olmasıydı.
İnsanlar size bir şikayetle geldiklerinde öncelikle doğrulama beklerler telafi değil. Seslerinin duyulduğunu bilmek isterler, sizin tarafınızdan önemsendiklerini bilmek isterler.
Ramon Twitter’da mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Amy’nin haklı olduğunu kabul etti, Ramon devreye girmeseydi de, memnuniyetsizlik ağızdan ağıza yayılmaya devam edecekti, fakat Ramonun olaya dahil olmasıyla olumsuz bir durum, kısa bir süre içinde kat kat olumlu bir hale dönüştü.
Markanız sosyal medya’da bulunsada bulunmasada insanlar markanız hakkında konuşuyor, bu konuşmalara dahil olmadığınız sürece marka imajınızın hangi yöne gideceğini asla kestiremezsiniz.
Videoyu buradan izleyebilirsiniz.

Bir çok marka, sanatçı ve kişi için Facebook sayfaları büyük önem taşımakta, bu sayfalar aracılığı ile hedef kitleniz ile etkileşime geçebiliyor ve sürekli iletişim halinde kalabiliyorsunuz. Google+ açıldığı ilk günden beri dönem dönem bazı ataklar ile, Oyun, Uygulama gibi apileri devreye sokarak adından sıkça söz ettirmeye ve kitleleri kendine çekmeye çalışıyor.
Sosyal Medya’da kendine bir pazar edinmeye uğraşan Google Plus en son olarak bir çok sosyal medya ajansının ilgisini çekecek ve bir çok markanın da Google+’ya katılmasını sağlayacak hamlesini yaparak Google+ Sayfalar özelliğini aktif etti.
Bakalım bundan sonra sosyal ağ savaşları nasıl bir hal alacak, bizde dijital pazarlamacılar olarak Google+’da temsil ettiğimiz markalar için sayfalar oluşturarak kitleler ile etkileşim amaçlı kullanmaya başladık bile.
Google+’da sayfa açmak için; buraya tıklayabilirsiniz.
Dijital Pazarlamanın gücünü hissettirmesiyle ve pazarlama 2.0 ve tüketici 2.0 kavramlarının çıkmasıyla markaların rakiplerinden sıyrılarak bir adım öne geçmesi için, markanın tüm departmanları ile bir bütün olarak müşteri memnuniyetine yönelmesi gerekiyor.
Şirketlerin, fark etmesi gereken en önemli şeylerden biri, kendilerinin ancak müşterinin en zayıf deneyimi kadar güçlü oldukları gerçeğidir. Pek çok şirket sizinle ilk temas kurmasından başlayarak, ilk satışın gerçekleşmesine kadar geçen süre içerisinde harika bir deneyim yaşatır, fakat daha sonraları o hizmet seviyesini devam ettirme konusunda özensiz davranarak kötü bir performans sergiler. Bu davranış müşterilerin ilk satış sonrası aşamasına geçer geçmez, yaşadıkları deneyimleri değiştiriverir. Bir marka/şirket olarak, hizmetiniz ancak bir müşterinin yaşayacağı en kötü deneyim kadar iyi olabilir, en iyi deneyim kadar değil. Bunu şu cümleye benzetebiliriz; En zayıf halkanız kadar güçlüsünüz.
Genelde yeni bir müşterinin aldığı en iyi hizmetle en kötü deneyimin arasındaki boşluğa deneyimler arası fark diyoruz. Şirket sahibi olarak hedefiniz, müşterilerinizle her bir temas noktasını en iyi şekilde değerlendirerek bunların arasında hiç fark bulunmamasını sağlamaktır, aradaki fark büyüdükçe müşterinizin memnuniyetsizliği artacaktır.
Ürettiğimiz içeriğin kitlelere aktarılması için türlü türlü pazarlama yöntemleri deneyerek başarıya ulaşmaya çalışıyoruz. Fakat bu çabaların boşa gitmemesi için, içeriği ulaştırmak için kullandığımız yöntemlerden daha önemli olan şey içeriğin kendisidir. İçeriğiniz paylaşılmaya değer değilse bunu insanlara nasıl ulaştırdığınız da anlamını kaybetmektedir.
Öyleyse, üzerinde ilk düşüneceğimiz şey paylaşılmaya değer bir içerik üretmektir. İçerik üretmenin ilk adımı ise bir fikir tohumuyla başlamaktadır, daha sonra bu fikir tohumunu içerik dizisi haline getirmeye uğraşacağız. İçeriğin paylaşılabilir kılan en önemli şeylerden bir tanesi, bir problemin çözümüdür. Müşterilerinizin hangi problemine çözüm olduğunuzu ve hangi problemlerinin çözümüne yardımcı araç olduğunuzu belirlemeniz gerekmektedir.
Araba çekicisi hizmeti veriyorsanız, arabası bozulan bir insana yardım ediyorsunuz demektir veya bir televizyon tamircisiyseniz o zaman bozuk televiyonların tamir ederek kullanıcısının televizyon izlemesini sağlıyorsunuzdur. Örnekler çoğaltılabilir.
Tv tamircisi örneğini ele alacak olursak şirketinizi rakiplerinizden bir adım öne çıkarmak ve fark yaratmak için Tv markalarının Top 5 listesini hazırlayarak müşterilerinize sunabilirsiniz. Bu sizi müşteri algısında yalnızca hizmet sağlayıcısından öte bir uzman konumuna sokacaktır. Tv’si bozulmadan da insanların size ihtiyaç duymalarını sağlayacaktır ve ağızdan ağıza pazarlamaya büyük katkısı olacaktır. Bunu bir fikir tohumu olarak düşünelim.
Artık bir fikrimiz olduğuna göre bir şeyler yazmanın zamanı da gelmiş demektir. Herhangi bir konuda harika içerikler oluşturmak için basit üç adımı şöyle sıralayabiliriz; ana fikri belirt, kanıtla, eyleme dök.
Ana fikri belirtmek, sadece içeriğinizin ana fikrini belirtmek anlamına geliyor. Örneğin, yatırım amacıyla para biriktirmeyi anlatam bir yazı yazacak olsan bir finans danışmanı olsaydık, her ay başı alınan maaşın bir kısmını dokunmadan başka bir hesaba aktarılmasından bahsederdik. Bu ana fikrimizdi.
Kanıtlamak, ana fikrinizle ilgili bir örnek vermeniz, bir senaryodan bahsetmeniz anlamına gelmektedir. Anlattığınız konuyu daha önce belirttiğiniz yöntemler ile başarmış kişilerin başarı hikayeleri bu konuda oldukça etkili olmaktadır.
Eyleme dök kısmı ise, ilk iki maddeyi iyice anlayan ve kafasında kurgulayan kişiye aynı yoldan giderek başarıya ulaşabilmesi adına yani anlatılanları eyleme dökebilmesi adına kolay bir yol sunmanız gerekmektedir.
İşte şimdi paylaşılmaya hazır harika bir içeriğiniz var ve gördüğünüz gibi sadece küçük bir fikir tohumuyla bu hale geldi. İşte şimdi bildiğiniz tüm pazarlama yöntemlerini kullanarak bu içeriği kitlelere aktarabilir ve geri dönüşleri takip edebilirsiniz.
Facebook interneti yavaş yavaş yutmaya başlarken, dijital pazarlamacılar olarak tüm gelişmeleri yakından takip etmekteyiz ve her gelişmeye göre pazarlama fırsatlarını, ve bir sonraki hamlenin ne olacağının tahminleri yürütmekteyiz. Pazarlama planlarımızı yaparken, özellikle pazarlamanın sosyal medya ayağında göz ardı edemeyeceğimiz Facebook uygulamaları için F8 konferansında çok önemli hususlar bizler için aydınlatıldı.

Data Mining olarak muhteşem bir potansiyele sahip olan, ve hedef kitlesini çok yakından tanımak isteyen markalar için Facebook uygulamaları atlanmayacak bir detay. F8 konferansında Facebook uygulamalar ile ilgili bir çok güvenlik önlemi almış durumda, bunlardan en önemlisini söyleyecek olursak artık uygulamayı Facebook’un içerisinden çağırabilmek için SSL şartı getirilmiş durumda.
Tüm Dijital Ajansların markalara Facebook uygulamaları yaptığı şu günlerde, Facebook platformunda çokça aynı tür ve tipte uygulamalar görüyoruz, oysa bu noktada yaratıcılık kullanılarak oldukça fazla kitlelere ulaşılabilir ve marka değeri arttırılabilir.
Bir ürünün çıkış amacı her zaman insandır, ürünün başarıya ulaşması için insana fayda sağlaması, bir ihtiyacını karşılaması, egosunu tatmin etmesi, kendini iyi hissettirmesi gibi maddelerden bir veya bir kaçını mutlaka karşılaması gerekiyor.
İyi bir pazarlamacı üründen önce insanı iyi tanımalı, hedef kitlesinin ihtiyaçlarını, ruhsal ve ekonomik şartlarını, yaşadığı bölgenin geleneklerini ve bu bölgedeki başlıca ihtiyaçları belirlemelidir. Bu ve bunun gibi argümanları iyice analiz ettikten sonra ürünün hedef kitle profillemesinin verdiği sonuçlara göre bir pazarlama programı çıkarmalıdır.
En doğru pazarlama taktiklerini bilseniz ve uygulasanız bile, bunların yapılış sırasının da büyük önemi vardır, marka bilinirliliği çalışması, tanıtım mecralarının tespiti ve yayın sıralamasının iyi belirlenerek programa uygun hareket edilmesi gerekmektedir.
Eski zamanlarda ki ürünleri ve ürünlerin pazarlama modellerini iyice analiz edip günümüze uygulamak oldukça başarılı bir yöntem olabilir şayet düzgün bir şekilde yapılırsa. Teknoloji ve ürünler, yaşayış koşulları değişse de insan hep aynıdır, temel arzuları, temel ihtiyaçları asla değişmez. Etkilendikleri şeyler ana hatlarıyla hep aynıdır fakat zamanla şekil değiştirmeye başlarlar. Analiz bu noktada çok önemli, doğru bir analiz ile eski pazarlama yöntemlerini günümüz koşullarına bilinçli ve doğru bir şekilde uyarlayabilen ajansların başarılarını görebiliyoruz.
Yaratıcı ürünler geliştirilince nedense çok mutlu oluyorum, insan zekasınının yaratıcılıkta sınırı olmadıgının farkındayız fakat bu zekayı çogu zaman nedense ortaya çıkarma gereği görmüyoruz.


EvoLve theme by Theme4Press • Powered by WordPress Emre Akbaba - Dijital Pazarlama - Sosyal Medya
marketing, social media, crm, sunum, istatistik, infographic